Photo 10 Sep 27 notes jadebox:

daha ne kadar zaman rüzgârı dışarıda bırakan bir duvar olabilirim ki?daha ne kadar zamansoğuk ayın mavi yıldırımlarını engelleyerekyumuşatabilirim güneşi elimin gölgesiyle?yalnızlığın sesleri, üzüncün seslerivuruyor sırtıma amansızca.onları nasıl yumuşatabilir ki bu küçük ninni?daha ne kadar zaman yeşil meskenimin etrafında bir duvar olabilirim?daha ne kadar zaman ellerimo’nun yarasına sargı olabilir, ve sözcüklerimneşelendirebilir gökteki kuşları, avutarak, avutarak?korkunç bir şeydir bu,böylesine açık olmak: sanki kalbimbir yüz takınmış ve yürümüş dünyaya doğru..Üç Kadın / Sylvia Plath

jadebox:

daha ne kadar zaman rüzgârı dışarıda bırakan bir duvar olabilirim ki?
daha ne kadar zaman
soğuk ayın mavi yıldırımlarını engelleyerek
yumuşatabilirim güneşi elimin gölgesiyle?
yalnızlığın sesleri, üzüncün sesleri
vuruyor sırtıma amansızca.
onları nasıl yumuşatabilir ki bu küçük ninni?

daha ne kadar zaman yeşil meskenimin etrafında bir duvar olabilirim?
daha ne kadar zaman ellerim
o’nun yarasına sargı olabilir, ve sözcüklerim
neşelendirebilir gökteki kuşları, avutarak, avutarak?
korkunç bir şeydir bu,
böylesine açık olmak: sanki kalbim
bir yüz takınmış ve yürümüş dünyaya doğru..

Üç Kadın / Sylvia Plath

via deepsound.
Photo 18 Aug 11 notes çok büyük bir uzaklık, çok fazla olanaksızlık vardı sizinle aramızda; aynı oyunu oynamıştık ancak siz hala canlıydınız…

çok büyük bir uzaklık, çok fazla olanaksızlık vardı sizinle aramızda; aynı oyunu oynamıştık ancak siz hala canlıydınız…

Photo 11 Aug 19 notes jadebox:

“ ruhum,
ilhan berk köprüden geçiyor duyuyor musun?
bir serçe yavaş yavaş uçuyor
bir balık başını suyun yüzüne çıkarmış bakıyor
düştü düşecek dalından bir yaprak.”
ve bu şarkının enfes bir anlamı var…
tu es partout (tık&tık)

jadebox:

“ ruhum,

ilhan berk köprüden geçiyor duyuyor musun?

bir serçe yavaş yavaş uçuyor

bir balık başını suyun yüzüne çıkarmış bakıyor

düştü düşecek dalından bir yaprak.”

ve bu şarkının enfes bir anlamı var…

tu es partout (tık&tık)
via deepsound.
Photo 11 Aug 26 notes jadebox:

sen saçlarını yüzünün neresinde toplardın?
(tık&tık)

jadebox:

sen saçlarını yüzünün neresinde toplardın?

(tık&tık)

via deepsound.
Photo 2 Aug 22 notes jadebox:

senin için ötesi yok bir yolculuk düşünüyorum
evimizi barkımızı bırakıp arkamızda
başımızı alıp kaçacağımız bir yer, yok olacak burası…

jadebox:

senin için ötesi yok bir yolculuk düşünüyorum

evimizi barkımızı bırakıp arkamızda

başımızı alıp kaçacağımız bir yer, yok olacak burası…

via deepsound.
Photo 27 Jul 11 notes akıyordu önünde zaman…

akıyordu önünde zaman…

Photo 27 Jul 16 notes peki ya sana kendi kalbime tahammül etmekten aciz olduğumu söyleseydim?

peki ya sana kendi kalbime tahammül etmekten aciz olduğumu söyleseydim?

Photo 23 Jul 12 notes gitmelerine izin verdikleri bir yarayım.ardımda bırakıyorum sağlığımı. bana bağlı kalacak birini bırakıyorumardımda: çözüyorum parmaklarını sargıları çözer gibi: gidiyorum.

gitmelerine izin verdikleri bir yarayım.
ardımda bırakıyorum sağlığımı. bana bağlı kalacak birini bırakıyorum
ardımda: çözüyorum parmaklarını sargıları çözer gibi: gidiyorum.

Photo 23 Jul 13 notes kimsenin elini tutmadan, kimseye yaslanmadan, yalnız kendi külünü yaka yaka…

kimsenin elini tutmadan, kimseye yaslanmadan, yalnız kendi külünü yaka yaka…

Photo 23 Jul 27 notes daha ne kadar zaman rüzgârı dışarıda bırakan bir duvar olabilirim ki?daha ne kadar zamansoğuk ayın mavi yıldırımlarını engelleyerekyumuşatabilirim güneşi elimin gölgesiyle?yalnızlığın sesleri, üzüncün seslerivuruyor sırtıma amansızca.onları nasıl yumuşatabilir ki bu küçük ninni?daha ne kadar zaman yeşil meskenimin etrafında bir duvar olabilirim?daha ne kadar zaman ellerimo’nun yarasına sargı olabilir, ve sözcüklerimneşelendirebilir gökteki kuşları, avutarak, avutarak?korkunç bir şeydir bu,böylesine açık olmak: sanki kalbimbir yüz takınmış ve yürümüş dünyaya doğru..Üç Kadın / Sylvia Plath

daha ne kadar zaman rüzgârı dışarıda bırakan bir duvar olabilirim ki?
daha ne kadar zaman
soğuk ayın mavi yıldırımlarını engelleyerek
yumuşatabilirim güneşi elimin gölgesiyle?
yalnızlığın sesleri, üzüncün sesleri
vuruyor sırtıma amansızca.
onları nasıl yumuşatabilir ki bu küçük ninni?

daha ne kadar zaman yeşil meskenimin etrafında bir duvar olabilirim?
daha ne kadar zaman ellerim
o’nun yarasına sargı olabilir, ve sözcüklerim
neşelendirebilir gökteki kuşları, avutarak, avutarak?
korkunç bir şeydir bu,
böylesine açık olmak: sanki kalbim
bir yüz takınmış ve yürümüş dünyaya doğru..

Üç Kadın / Sylvia Plath

Photo 23 Jul 30 notes taşıdığım kitaplar yarıp saplanıyor yan tarafıma.bir zamanlar eski bir yaram vardı, fakat iyileşmekte şimdilerde.bir ada hakkında düş kurmuştum, çığlıklarla kıpkızıl.bir düştü ve  önemsizdi bu…

taşıdığım kitaplar yarıp saplanıyor yan tarafıma.
bir zamanlar eski bir yaram vardı, fakat iyileşmekte şimdilerde.
bir ada hakkında düş kurmuştum, çığlıklarla kıpkızıl.
bir düştü ve  önemsizdi bu…

Photo 15 Jul 22 notes daha korkunç şeyler bildim çünküdelilik gibi…deliliğin ülkesinde bilekler kesilmez.

daha korkunç şeyler bildim çünkü
delilik gibi…
deliliğin ülkesinde bilekler kesilmez.

Photo 15 Jul 7 notes bekliyorsun. ruhun enerjiyi bir yere akıtarak dirilmek istiyor olası mı bu? neye, kime akıtacaksın onu, kimi ortak edeceksin duygularına? sana, senin eziyetine kim katlanabilir? yalnızlığı kabul edemedin mi? dostun kimdi senin? bekliyorsun, sürekli bekleyişleri art arda ekliyorsun; seni seyrediyorum ve ses etmiyorum çünkü bekleyişin süslü bir imparatorluğu vardır. umut silinene kadar güçlü bir direnişle dikilirsin tahtında. sonra düşüş başlar. başladığın yere dönüş. kara anaforu bulma isteğiyle delice labirentlerinde acının dört dönmektir dönüş yeniden başlamak üzere düşüşe. bir ömrün bekleyiş eziyeti içinde kıvranabilmek uğruna başa dönüşün bekleyişiyle geçmesini düşünebiliyor musun? bu acı arayıştan kim kurtarabilir insanı? sevgili mi? dost mu? boş inanç mı? ülkü mü?…

bekliyorsun. ruhun enerjiyi bir yere akıtarak dirilmek istiyor olası mı bu? neye, kime akıtacaksın onu, kimi ortak edeceksin duygularına? sana, senin eziyetine kim katlanabilir? yalnızlığı kabul edemedin mi? dostun kimdi senin? bekliyorsun, sürekli bekleyişleri art arda ekliyorsun; seni seyrediyorum ve ses etmiyorum çünkü bekleyişin süslü bir imparatorluğu vardır. umut silinene kadar güçlü bir direnişle dikilirsin tahtında. sonra düşüş başlar. başladığın yere dönüş. kara anaforu bulma isteğiyle delice labirentlerinde acının dört dönmektir dönüş yeniden başlamak üzere düşüşe. bir ömrün bekleyiş eziyeti içinde kıvranabilmek uğruna başa dönüşün bekleyişiyle geçmesini düşünebiliyor musun? bu acı arayıştan kim kurtarabilir insanı? sevgili mi? dost mu? boş inanç mı? ülkü mü?…

Photo 15 Jul 14 notes sanıyorum bu gelen hüzünlü bir yaz olacaköyle ki bütün akşamları hüzünlü…

sanıyorum bu gelen hüzünlü bir yaz olacak
öyle ki bütün akşamları hüzünlü…

Photo 8 Jul 12 notes iskemle

ya da

sen mavi giyin ben denizi unuturum

saatler yorulmadan ben gideyim…

iskemle

ya da

sen mavi giyin ben denizi unuturum

saatler yorulmadan ben gideyim…


Design crafted by Prashanth Kamalakanthan. Powered by Tumblr.